Yargıtay · 6. Ceza Dairesi · E. 2023/9723 · K. 2025/25 · 06.01.2025
Ceza HukukuOy birliği
≡
Kısa özet
Asliye Ceza Mahkemesinin tehdit suçundan verdiği mahkûmiyet hükmü temyiz edildi. Yargıtay, gerekçeli kararın tebligatında usulsüzlük bulunduğu ve ayrıca yargılama konusu suçta dava zamanaşımının dolduğu sonucuna vararak hükmü bozdu; davanın düşmesine karar verdi.
Bu özet yapay zekâ ile karar metninden sadeleştirilmiştir; esas olan karar metnidir.
☺Vatandaş için açıklama
Bu dosyada asliye ceza mahkemesi, sanık hakkında tehdit suçundan mahkûmiyet kararı vermişti. Karar Yargıtay’a taşındı.
Yargıtay, önce kararın sanığa nasıl bildirildiğine baktı. Tebligat (mahkeme kararının resmî olarak bildirilmesi) usulüne uygun yapılmadığı ve başvuru yolu hakkında verilen bilginin yanıltıcı olduğu sonucuna ulaştı. Bu yüzden sanığın temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edildi.
Yargıtay ayrıca dava zamanaşımını (belirli süre geçince devletin cezalandırma hakkının sona ermesi) inceledi. Suç için öngörülen süre dolduğu için artık yargılamanın devam edemeyeceğine karar verdi. Sonuç olarak önceki hüküm bozuldu ve kamu davası düşürüldü (artık davaya devam edilmemesi).
§Avukat için özet
Dosya, Asliye Ceza Mahkemesinin tehdit suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi önüne gelmiştir. İncelemede öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 10/2, 21/2 ve 23/1-8 ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 16/2 çerçevesinde gerekçeli kararın tebliğinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı değerlendirilmiştir.
Daire, gerekçeli kararın sanığın son bilinen adresine usule aykırı biçimde doğrudan 21/2’ye göre tebliğ edildiğini; ayrıca kanun yolu bildiriminde kararın kesin olduğunun yazılmasının yanıltıcı nitelik taşıdığını belirterek temyizin süresinde olduğuna ve reddi gerektiren bir durum bulunmadığına hükmetmiştir.
Esasa ilişkin olarak 5237 sayılı TCK m. 106/1-2 kapsamında belirlenen ceza türü ve üst haddine göre m. 66/1-e uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımı uygulanmıştır. TCK m. 67/2-d uyarınca zamanaşımını kesen son işlemin mahkûmiyet tarihi olan 10.11.2015 olduğu, inceleme tarihine kadar 8 yıllık sürenin dolduğu tespit edilmiştir.
Sonuçta hüküm 5320 sayılı Kanun m. 8/1 yollamasıyla CMUK m. 322 uyarınca bozulmuş; yeniden yargılama gerektirmediğinden CMK m. 223/8 gereği kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
Künye
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/9723, K. 2025/25, T. 06.01.2025
Mevzuat
7201 sayılı Tebligat Kanunu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu; 5320 sayılı Kanun (m. 8/1); 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (m. 322); 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m. 223/8)
Hüküm
Bozma — oy birliği
Pratik sonuç
Dosya kararı veren mahkemeye döner; mahkeme bozmaya uyarak yeniden karar verir ya da gerekçesini göstererek önceki kararında direnebilir.
→Yargılama süreci
↺
Yargıtay 6. Ceza DairesiBozma
Açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname gerekçesine…
?Uyuşmazlık ve gerekçe
6. Ceza Dairesi 2023/9723 E. , 2025/25 K.
Açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname gerekçesine aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 06.01.2025 tarihinde karar verildi.
Atıf yapılan mevzuat
7201 sayılı Tebligat Kanunu
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
5320 sayılı Kanun (m. 8/1)
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (m. 322)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m. 223/8)
¶Karar metninin tamamı
6. Ceza Dairesi 2023/9723 E. , 2025/25 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1454 E., 2015/919 K.
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10/2. madde ve fıkrasının "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması"na dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gereğine rağmen gerekçeli kararın sanığın son bilinen adresine usule aykırı olarak doğrudan 21/2'ye göre tebliğ edildiği ve gerekçeli kararda başvurulacak kanun yoluna ilişkin bildirimde, kararın kesin olduğunun belirtilmesi nedeniyle bildirimin yanıltıcı mahiyette olduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık hakkında yargılama konusu eylem için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-2. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıl olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmış, 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin mahkumiyet tarihi olan 10.11.2015 olduğu ve bu tarihten, inceleme tarihine kadar, 8 yıl olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname gerekçesine aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 06.01.2025 tarihinde karar verildi.