Doğrulanmış emsal kaydı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/223 E., 2025/21 K.

Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/223 · K. 2025/21 · 06.01.2025

Genel Hukuk Oy birliği

Kısa özet

Davacı, 15.06.2020 tarihli protokole dayanarak adi ortaklık payının kendisine devrinin tespitini ve geçici kayyım atanmasını istedi. İlk derece mahkemesi davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi de istinafı esastan reddetti; Yargıtay, davalının yetkili olmadığı ve protokolün davalı şirket yönünden bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle kararı onadı.

Bu özet yapay zekâ ile karar metninden sadeleştirilmiştir; esas olan karar metnidir.

Vatandaş için açıklama

Davada, davacı taraf 15.06.2020 tarihli bir protokole dayanarak, iş ortaklığındaki payın kendisine geçtiğinin tespit edilmesini istedi. Ayrıca, dava sırasında ortaklıkta temsil ve yönetimle ilgili geçici bir kayyım (mahkemece geçici olarak görevlendirilen kişi) atanmasını da talep etti.

Davalı taraf ise bu protokolün geçerli olmadığını savundu. Özellikle, protokolü imzalayan kişinin şirket adına yetkili olmadığını ve bu yüzden yapılan işlemin şirketi bağlamadığını ileri sürdü.

İlk derece mahkemesi davayı reddetti. Bölge adliye mahkemesi de istinaf (ilk karara karşı yapılan başvuru) incelemesinde bu kararı doğru buldu ve başvuruyu esastan reddetti.

Dosya Yargıtay’a taşındığında Yargıtay, protokolü imzalayan kişinin davalı şirket adına hareket etme ve pay devretme yetkisinin bulunmadığı sonucuna vardı. Ayrıca, tüzel kişilik perdesinin aralanması (şirketin arkasına saklanılarak sorumluluktan kaçılmasının istisnai olarak dikkate alınması) için gerekli koşulların oluşmadığını belirtti. Bu nedenle önceki kararları onadı. Pratikte bu, davanın reddi yönündeki sonucun geçerli kalması demektir.

Avukat için özet

Uyuşmazlık, 15.06.2020 tarihli protokol uyarınca davalının adi ortaklıktaki payının davacıya devredildiğinin tespiti ile davacının iş ortaklığına kayyum atanması isteminden kaynaklanmaktadır. Yargılama yolu bakımından ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi istinafı esastan reddetmiş, davacı vekili temyize gelmiştir.

Davalı vekili, protokolün şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, bu nedenle bağlayıcı olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, R.Ç.’nin davalı adına yetkili işlem yapma ve adi ortaklıktaki payı devretme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. BAM, bu gerekçeyi ve ayrıca tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığını benimsemiştir.

Daire, öncelikle 6100 sayılı HMK m. 369/2 uyarınca duruşma istemini reddedip dosya üzerinden inceleme yapmıştır. Esasa ilişkin olarak, tüzel kişilik perdesinin aralanmasının istisnai ve dar yorumlanması gereken bir teori olduğunu; ancak dürüstlük kuralına aykırılık, hakkın kötüye kullanılması ve üçüncü kişinin zarara uğratılması gibi sınırlı hallerde uygulanabileceğini vurgulamıştır. Dosya kapsamına göre, davalı şirketi münferiden temsil yetkisinin R.Ç.’de bulunduğuna dair belge olmadığı, R.Ç.’nin şirket ortağı/yönetim kurulu üyesi olmadığı, vekaletnamenin de dava konusu hususları kapsamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca protokol altında ortaklığı oluşturan şirketlerin kaşe ve yetkili imzalarının bulunmaması ile davacının gönderdiği bedelin davalı tarafından iade edilmesi, protokolün davalı tarafından benimsenmediğini göstermektedir.

Sonuç olarak Daire, bilirkişi raporunu hükme elverişli bulmuş, temyiz itirazlarını reddederek BAM kararını HMK m. 370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır.

Künye
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/223, K. 2025/21, T. 06.01.2025
İlgili mahkemeler
Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yargılama yolu
İlk derece: ret · İstinaf: esastan ret · Temyiz eden: davacı
Savunma
Davalı vekili; protokolün şirketin yetkilisi tarafından imzalanmaması nedeniyle bağlayıcı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Gerekçe özü
“İş Ortaklığı Tasfiye Protokolünün birinci taksit ödemesi” açıklaması ile gönderdiği paranın davalı şirket tarafından iade edildiği, protokolün davalı tarafça benimsenmediği, dolayısıyla 15.06.2020 tarihli protokolün davalı şirket yönünden hukuken bağlayıcılığının bulunmadığı tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığı, alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin t…”
Hüküm
Onama (bölge adliye mahkemesi kararı) — oy birliği
Pratik sonuç
Hüküm onandı; temyiz edilen karar bu haliyle kesinleşir.

Yargılama süreci

  1. 1
    İlk derece mahkemesiDavayı reddetti
    R.Ç.'nin, davalı adına yetkili işlem yapma ve adi ortaklıkta bulunan payını devretme yetkisinin bulunmadığı, R.Ç. ile davacı arasında devir protokolünün geçerli olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
  2. 2
    Bölge adliye mahkemesi (istinaf)İstinaf başvurusunu esastan reddetti
    Mahkeme gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
  3. ✓
    Yargıtay 3. Hukuk DairesiOnama
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Uyuşmazlık ve gerekçe

İş Ortaklığı Tasfiye Protokolünün birinci taksit ödemesi” açıklaması ile gönderdiği paranın davalı şirket tarafından iade edildiği, protokolün davalı tarafça benimsenmediği, dolayısıyla 15.06.2020 tarihli protokolün davalı şirket yönünden hukuken bağlayıcılığının bulunmadığı tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığı, alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin t…
Davacı vekili; davalı şirketin yetkilisi Mercan Çebi olarak görünmekte ise de, gerçekte şirketin temsilcisi ve yöneticisinin R.Ç. olduğunu, somut olayda tüzel kişilik perdesinin aralanması gerekirken bu husus üzerinde durulmadığını, bilirkişi raporunda iddialarının değerlendirilmediğini, delillerinde toplanmadığı gibi tanıklarında dinlenmediğini, ayrıca uzman görüşünün değerlendirilmediğini, ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık; 15.06.2020 tarihli protokol gereğince davalının adi ortaklık payının davacıya devredildiği iddiasıyla adi ortaklık payının devredildiğinin tespiti ile davacının adi ortaklığa kayyum olarak atanması istemine ilişkindir.
Davacı vekili; 15.06.2020 tarihli protokol gereğince adi ortaklıktaki davalıya ait payın müvekkiline devredildiğini belirterek; dava süresince davalının iş ortaklığındaki temsil yetkisi için müvekkilinin geçici kayyım atanmasına, bu talebin kabul görmemesi halinde davalının iş ortaklığındaki imza yetkisi için Mahkemenin tayin edeceği bir geçici kayyumun atanmasına, bu talebin de kabul görmemesi halinde iş ortaklığının tümüne geçici kayyım atanmasına, ...-... İş Ortaklığında davalının payının müvekkiline devredildiğinin ve iş ortaklığındaki payının son bulması sebebi ile iş ortaklığı adına hiçbir temsil yetkisinin kalmadığının tespitine davalının ve iş ortaklığındaki temsilcisi ...'nin temsil yetkisinin sonlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Atıf yapılan mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Karar metninin tamamı

3. Hukuk Dairesi 2024/223 E. , 2025/21 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/857 E., 2023/3495 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/387 E., 2022/577 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı vekilinin duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 15.06.2020 tarihli protokol gereğince adi ortaklıktaki davalıya ait payın müvekkiline devredildiğini belirterek; dava süresince davalının iş ortaklığındaki temsil yetkisi için müvekkilinin geçici kayyım atanmasına, bu talebin kabul görmemesi halinde davalının iş ortaklığındaki imza yetkisi için Mahkemenin tayin edeceği bir geçici kayyumun atanmasına, bu talebin de kabul görmemesi halinde iş ortaklığının tümüne geçici kayyım atanmasına, ...-... İş Ortaklığında davalının payının müvekkiline devredildiğinin ve iş ortaklığındaki payının son bulması sebebi ile iş ortaklığı adına hiçbir temsil yetkisinin kalmadığının tespitine davalının ve iş ortaklığındaki temsilcisi ...'nin temsil yetkisinin sonlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; protokolün şirketin yetkilisi tarafından imzalanmaması nedeniyle bağlayıcı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; R.Ç.'nin, davalı adına yetkili işlem yapma ve adi ortaklıkta bulunan payını devretme yetkisinin bulunmadığı, R.Ç. ile davacı arasında devir protokolünün geçerli olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı şirketin yetkilisi Mercan Çebi olarak görünmekte ise de, gerçekte şirketin temsilcisi ve yöneticisinin R.Ç. olduğunu, somut olayda tüzel kişilik perdesinin aralanması gerekirken bu husus üzerinde durulmadığını, bilirkişi raporunda iddialarının değerlendirilmediğini, delillerinde toplanmadığı gibi tanıklarında dinlenmediğini, ayrıca uzman görüşünün değerlendirilmediğini, ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 15.06.2020 tarihli protokol gereğince davalının adi ortaklık payının davacıya devredildiği iddiasıyla adi ortaklık payının devredildiğinin tespiti ile davacının adi ortaklığa kayyum olarak atanması istemine ilişkindir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda, titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira, tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 E., 2021/1075 K. sayılı ilamı). Dava dosyasının incelenmesinde; ....'nin davacı ile birlikte ... -... iş ortaklığını temsil yetkisinin olduğu, ....'nin davalı şirkete münferiden temsile yetkili olduğuna dair dosyada herhangi bir belgenin bulunmadığı, ...nin ise şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, ....'nin davalı şirket ortağı olmadığı, şirketin yönetim kurulu üyesi olarak bulunmadığı, şirkette payının da olmadığı, davalı şirket yetkilisi .... tarafından ....'ye verilen 17.03.2020 tarihli vekaletnamenin sınırlı yetki içerdiği, dava konusu hususlarda davalı şirket yetkilisi ... tarafından ....'ye verilen bir vekaletin olmadığı, netice olarak ...'nin davalı şirket adına yetkili olarak hareket etme yetkisinin ve adi ortaklıkta bulunan payının devir yetkisinin bulunmadığı, .... ile davacıo arasında devir protokolünün geçerli olamayacağı, 15.06.2020 tarihli protokol altında adi ortaklığı oluşturan ... ve ... şirketlerinin kaşeleri ile yetkililerinin imzasının bulunmadığı, davacının .... ile 15.06.2020 tarihinde yapılan ... ... İş Ortaklığı Tasfiye Protokolünün birinci taksit ödemesi” açıklaması ile gönderdiği paranın davalı şirket tarafından iade edildiği, protokolün davalı tarafça benimsenmediği, dolayısıyla 15.06.2020 tarihli protokolün davalı şirket yönünden hukuken bağlayıcılığının bulunmadığı tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığı, alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kaynak: karararama.yargitay.gov.tr · Metin SHA256: 1a97cffbb7f4f591a49de5a8b6b49b9304adae53aea61831f9bac4a7705720ee

Son alınma: 31.10.2026 15:46 · İnceleme: doğrulandı · Yayın: 31.10.2026

Metin, kaynağın PDF/HTML dosyasının değişmez kopyası değil; kaynak bağlantısı üzerinden doğrulanması gereken metin aktarımıdır.

Benzer kararlar ve sorular

Anlamca en yakın 5 karar

Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.

Benzer bir durum mu yaşıyorsunuz?

Olayı kendi cümlelerinizle yazın; doğrulanmış Yargıtay kararları arasında anlamına göre arayalım.