Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4448 E., 2025/249 K.
Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi · E. 2024/4448 · K. 2025/249 · 14.01.2025
Genel HukukOy birliği
≡
Kısa özet
Bu davada bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş. Yargıtay kararı onadı; incelenen temel soru: hile sebebine dayanılarak ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Bu özet karar metninden otomatik çıkarılmıştır; esas olan karar metnidir.
☺Vatandaş için açıklama
Dava şu taleple açılmış:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların davalı şirkete borçlarının olmadığını, taşınmaz bedelinin davacıların babası tarafından davalı ...'e önceden banka aracılığıyla ödendiğini, ancak davalı ... tarafından satış işleminin zorunlu bir prosedürüymüş gibi göstermek suretiyle Türkçe bilmeyen davacıları kandırarak taşınmaza ipotek tesis ettirildiğini, davacılar tarafından ipotek nedeni ile borçlanıldığının çok…
Karşı taraf davanın reddini istemiş; özellikle davanın kendisine yöneltilemeyeceğini (husumet itirazı) ileri sürmüş ve hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürmüş.
İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddederek ilk derece kararını yerinde bulmuş.
Yargıtay kararı onamış; yani önceki kararı hukuka uygun bulmuş. Böylece önceki kararın sonucu geçerliliğini korur.
Yargıtay'ın gerekçesinden:
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar oy birliğiyle verilmiş.
§Avukat için özet
Künye
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4448, K. 2025/249, T. 14.01.2025
Yargılama yolu
İstinaf: esastan ret
Savunma
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; satış ve ipotek işleminin davalı tarafından gerçekleştirilmediğini, ipotek işleminin tarafı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
“Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.”
“Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”
Hüküm
Onama — oy birliği
Pratik sonuç
Hüküm onandı; temyiz edilen karar bu haliyle kesinleşir.
→Yargılama süreci
2
Bölge adliye mahkemesi (istinaf)İstinaf başvurusunu esastan reddetti
Mahkemenin 25.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2022/1168 Karar sayılı kararıyla; davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
✓
Yargıtay 7. Hukuk DairesiOnama
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların 1 senelik hak düşürücü süreden sonra dava açtığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; resmi senet içeriğinin ve sonuçlarının ipotek tarihi olan 30.11.2018 itibari ile öğrenildiğini ileri sürülemeyeceğini, davacılar tarafından ipotek ve sonuçlarından 22.04.2019 olan şikayet tarihinde haberdar olunduğunu, koronavirüs tedbirleri kapsamında sürelerin durması nedeni ile davanın süresinde açıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Uyuşmazlık, hile sebebine dayanılarak ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.12.2023 tarihli kararıyla; resmi senet içeriğinin ve sonuçlarının ipotek tarihi olan 30.11.2018 itibari ile öğrenildiği, kaldı ki davacıların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/71696 sayılı soruşturma dosyasında davalı ... tarafından dava konusu ipotek nedeniyle dolandırıldıklarından bahisle 22.04.2019 tarihinde şikayetçi oldukları dikkate alındığında davanın Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, öte yandan, ipoteğe ilişkin resmi senedin aksi aynı kuvvette delil ile ispatlanmadığından; ipoteğin herhangi bir borca dayanmadığı, yolsuz veya dayanaksız olduğu düşünülemeyeceği, hal böyle olunca, davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Atıf yapılan mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 371)
¶Karar metninin tamamı
7. Hukuk Dairesi 2024/4448 E. , 2025/249 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/82 E., 2024/172 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.01.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, duruşmalı temyiz eden davacılar vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların davalı şirkete borçlarının olmadığını, taşınmaz bedelinin davacıların babası tarafından davalı ...'e önceden banka aracılığıyla ödendiğini, ancak davalı ... tarafından satış işleminin zorunlu bir prosedürüymüş gibi göstermek suretiyle Türkçe bilmeyen davacıları kandırarak taşınmaza ipotek tesis ettirildiğini, davacılar tarafından ipotek nedeni ile borçlanıldığının çok sonradan öğrenildiğini ileri sürerek hileli bir şekilde tesis edilen ipoteğin terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; satış ve ipotek işleminin davalı tarafından gerçekleştirilmediğini, ipotek işleminin tarafı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
2. Davalı ... Group Tur. San. Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından taşınmaz bedelinin 2 ay sonra ödenmek koşulu ile taşınmazın satın alındığını, güvence olarak da taşınmaz üzerinde ipoteğin tesis edildiğini, bedelin ödenmemesi üzerine davacılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, resmi senedin aksinin iddia edildiğini, davacıların işlem anında tercümanları eşliğinde işlemin gerçekleştirildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.11.2021 tarihli ve 2021/350 Karar sayılı kararıyla davalı ... yönünden davanın husumetten reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin 25.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2022/1168 Karar sayılı kararıyla; davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.12.2023 tarihli kararıyla; resmi senet içeriğinin ve sonuçlarının ipotek tarihi olan 30.11.2018 itibari ile öğrenildiği, kaldı ki davacıların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/71696 sayılı soruşturma dosyasında davalı ... tarafından dava konusu ipotek nedeniyle dolandırıldıklarından bahisle 22.04.2019 tarihinde şikayetçi oldukları dikkate alındığında davanın Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, öte yandan, ipoteğe ilişkin resmi senedin aksi aynı kuvvette delil ile ispatlanmadığından; ipoteğin herhangi bir borca dayanmadığı, yolsuz veya dayanaksız olduğu düşünülemeyeceği, hal böyle olunca, davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların 1 senelik hak düşürücü süreden sonra dava açtığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; resmi senet içeriğinin ve sonuçlarının ipotek tarihi olan 30.11.2018 itibari ile öğrenildiğini ileri sürülemeyeceğini, davacılar tarafından ipotek ve sonuçlarından 22.04.2019 olan şikayet tarihinde haberdar olunduğunu, koronavirüs tedbirleri kapsamında sürelerin durması nedeni ile davanın süresinde açıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hile sebebine dayanılarak ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan harcın temyiz edene iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi.
Son alınma: 07.11.2026 18:03 · İnceleme: doğrulandı · Yayın: 07.11.2026
Metin, kaynağın PDF/HTML dosyasının değişmez kopyası değil; kaynak bağlantısı üzerinden doğrulanması gereken metin aktarımıdır.
Kararı veren kurum: T.C. Yargıtay Başkanlığı. Kararın sadeleştirilmiş özeti ve açıklamalarının yayıncısı MRHUKUK Hukuk Editörlüğüdür; bu açıklamalar resmî karar metninin yerine geçmez.
Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.
Benzer bir durum mu yaşıyorsunuz?
Olayı kendi cümlelerinizle yazın; doğrulanmış Yargıtay kararları arasında anlamına göre arayalım.
Avukata danışın
Uzman hukukçularımıza danışın
Adınızı ve bulunduğunuz yeri bırakın; bölgenizdeki bir avukat veya hukuk bürosu sizinle iletişime geçsin.
Talep göndermek ücretsizdir; avukatlık ücreti avukatla aranızda belirlenir.
Bilgileriniz yalnızca talebinizin atandığı avukat veya büroyla paylaşılır.
Çerez tercihiniz
MRHUKUK, sitenin güvenli çalışması için zorunlu çerezler kullanır. İzin verirseniz hangi sayfaların ziyaret edildiğini ve sitenin nasıl kullanıldığını anlamak için Google Analytics analiz çerezlerini de kullanırız. Reklam çerezi kullanmıyoruz ve arama metinleriniz Google'a gönderilmez. Ayrıntılar için KVKK aydınlatma metni.