Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/243 E., 2025/10 K.
Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi · E. 2024/243 · K. 2025/10 · 15.01.2025
Ticaret Hukukuİlk derece mahkemesiKesinleşmedi
Bu bir ilk derece mahkemesi kararıdır; Yargıtay içtihadı gibi bağlayıcı değildir, benzer uyuşmazlıklarda yol gösterir.
≡
Kısa özet
Marka ile ilgili yidk kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin konulu davada mahkeme davayı reddetti ve karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. İncelenen temel soru: başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerin….
Bu özet karar metninden otomatik çıkarılmıştır; esas olan karar metnidir.
☺Vatandaş için açıklama
Bu bir marka ile ilgili yidk kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin davası. Davacı tarafın anlatımı özetle:
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı şahsın “...”li markasının tesciline karşı davacının “...”li markalarına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazların diğer davalı .... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediğini, karşılaştırılan markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılma i…
Karşı taraf davanın reddini istemiş. Savunmanın özü:
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, markalar benzemediği için de da…
Mahkemenin cevapladığı temel soru: başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerin….
Mahkeme kararında birden fazla sonuç var (davanın reddi ve karar verilmesine yer olmadığı); her biri farklı bir istem veya taraf içindir.
Mahkemenin gerekçesinden:
Değerlendirilen taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, davacının muhtelif markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı,…
Resmî kaynakta bu karar henüz kesinleşmemiş görünüyor; üst mahkemede değişebilir.
§Avukat için özet
Künye
Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/243, K. 2025/10, T. 15.01.2025
Savunma
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, markalar benzemediği için de da…
Uyuşmazlık
başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerin…
Gerekçe özü
“O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.”
“Somut olaya bakıldığında; davalının ...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, bu markada geçen ...” ibaresi/kısaltması, davalı şahsın isminin ve soy isminin baş harflerinden oluştuğundan ve zaten…”
“Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;”
“Değerlendirilen taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, davacının muhtelif markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı,…”
Hüküm
Davanın reddi, Karar verilmesine yer olmadığı — kesinleşmedi (kaynağa göre)
Pratik sonuç
Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; kesin olarak verilen kararlar bunun dışındadır.
→Yargılama süreci
•
Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiDavanın reddi, Karar verilmesine yer olmadığı
Davanın Reddine,
?Uyuşmazlık ve gerekçe
Mahkemenin cevapladığı sorubaşvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerin….
O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.
Somut olaya bakıldığında; davalının ...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, bu markada geçen ...” ibaresi/kısaltması, davalı şahsın isminin ve soy isminin baş harflerinden oluştuğundan ve zaten…
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Değerlendirilen taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, davacının muhtelif markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı,…
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının 2022/055948 sayılı "... gayrimenkul" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Değerlendirilen taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, davacının muhtelif markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu dorultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
¶Karar metninin tamamı
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/243 Esas - 2025/10
T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/243
Karar No : 2025/10
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 23/05/2024
Karar Tarihi : 15/01/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 16/01/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı şahsın “...”li markasının tesciline karşı davacının “...”li markalarına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazların diğer davalı .... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediğini, karşılaştırılan markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, zira “...”li markaları taşıyan mal ve hizmetlerin davacı ile özdeşleşmiş olduğunu, “...” markasının Türkiye genelinde ve hatta dünyada tanınmış bir marka olduğunu, nitekim davacının 1995 yılından bu yana “...” ibaresini içerir 200'e yakın marka tescili yaptırdığını, ayrıca davacının bu markaları aktif biçimde kullandığını, dava konusu edilen markada “...” ibaresinin son harfinin değiştirilmiş halinin kullanılmış olmasının taraf markalarını farklılaştırmaya yetmediğini, davacının “...”li seri markalarının mevcudiyeti gözetildiğinde dava konusu edilen markanın tescili halinde davacının seri ve tanınmış markalarının haklı itibarının zarar göreceğini, ayrıca davalı şahsın taraf markalarının karıştırılmasından haksız bir yarar elde edeceğini ifade ederek, .... sayılı ve "... gayrimenkul" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, zaten de davacının markalarının tanınmışlığını ve davalının kötü niyetini ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; dava dilekçesinin usulsüz şekilde tebliğ olunduğunu, dava konusu edilen markanın davalının çocukluktan beri lakabı olan isminin baş harflerinden oluşturulmuş olduğunu, dolayısıyla davacının kötü niyet iddialarının doğru olmadığını, davalı şahsın gayrimenkul uzmanlığı alanında faaliyet gösterdiğini, Türkiye genelinde hizmet veren 100’den fazla gayrimenkul profesyonelinin yer aldığı Ticari Gayrimenkul Derneği’nin yönetim kurulunda yer aldığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davalının işletmesi olan “... GAYRİMENKUL” firmasının 4 yıldır gösterdiği faaliyetleri kapsamında hiç kimsenin davalının markasını davacının “...” markasıyla karıştırmadığını, davalının markasında geçen “... GAYRIMENKUL” ibarelerinin ayrılmaz bir bütün olduğunu, davacının “...”li markalarına dayalı olarak “-te” harfleriyle başlayan her ibarenin marka olarak tesciline engel olamayacağını, nitekim .... kayıtlarına bakıldığında, 36. Sınıfa giren hizmetlerde tescilli, “-te” harfleriyle başlayan 1453 adet marka tescilinin bulunduğunun görülebileceğini, tarafların faaliyet alanlarının da farklı olduğunu, davacının bankacılık sektöründe davalının ise gayrimenkul komisyonculuğu sektöründe faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının SMK m. 6/5 hükmünün uygulanması şartlarının somut uyuşmazlıkta gerçekleştiğini de somut delillerle ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının 2022/055948 sayılı "... gayrimenkul" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu..... sayılı "... gayrimenkul" ibareli marka için davalı tarafından 19/04/2022 tarihinde 36.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının .... sayılı markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davacı itirazlarının reddine karar verildiği, red kararına karşı davacının tekrar itirazda bulunduğu, bu itirazının da ... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının markalarının bir kısmı, sadece, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle yazılmış kelime öbeklerinden oluşmuş kelime markalarıdır, geri kalanları ise, renk ve şekil unsurlarını da haiz karma markalardır. Markalarda geçen kelime unsurlarına bakıldığında, işaretlerde, “...” ibaresinin “girişim evi”, “akademi”, “shorcut”, “akıl fikir kampüsü”, “fikir bazlar”, telepati”, “tv”, “fon danışmanım”, “t-kart”, “e-arşiv”, “e-fatura”, “tohum şube”, “pratik bankacılık”, turbo”, jet”, “pratik”, “pratik kart”, kıvılcım”, “önce müşteri memnuniyeti”, “genç zeka programı”, “teknokobi”, “yatırım”, “prime”, “portal”, “trader”, faktoring” gibi, markasal hüviyette ayırt edici niteliği haiz olmayan tanımlayıcı/cins isimlerle veya pazarlama sloglanlarıyla birlikte isim tamlamaları içerisinde kullanılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacının kelime markalarında “...” ibaresi, bahsi geçen kelime öbekleri/isim tamlamaları içerisinde, aynı puntolarda, yazım karakterinde ve renklerde yazıldığı kelimelerle birlikte, görsel açıdan bütünleşik bir tamlama içerisinde algılanmakta ve tek başına ön plana çıktığının söylenemeyeceği; ayrıca, davacının markalarında geçen “...” ibaresinin davacının çatı markası olduğu, davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu beyan ve delillerden netlikle anlaşılmaktadır. Halk tarafından bilinen ve belirli bir şahsın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir çatı markası veya bir şahsın ticaret unvanının ayırıcı unsuruyla birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalara uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanının ayırıcı unsuru) arka planda bırakılarak değerlendirme yapılması gerekir. ANCAK; davacının “...” ibaresini tek başına ihtiva eden, ya da bu ibarenin görsel açıdan ön planda olduğu, veyahut da bu ibarenin markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz olmayan kelime/kelime öbekleriyle bir arada kullanıldığı markaları yönünden, davacının markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunun, diğer bir ifadeyle bu işaretlerin tescili ile marka hüviyetinde esas koruma altına alınmış olan unsurun “...” kelimesi olduğunun kabulünün gerektiği değerlendirilmiştir.
Davalının markası da, davacının bir kısım markasında olduğu gibi, şekil unsurunun kullanılmadığı bir kelime markasıdır; işarette “e” ve “ç” harfleri birbirlerinin içine geçmiş halde, kırmızı renkli kalın ve büyük harflerle, büyük puntolarla yazılmış olan “...” ibaresinin altına, küçük puntolarla, düz yazım karakterindeki ince ve büyük harflerle yazılmış “GAYRİMENKUL” ibaresi konuşlandırılmıştır. İşarette, zaten de küçük puntolarla yazılmış olan, yerleşik anlamı haiz “gayrimenkul” ibaresinin, somut uyuşmazlığa konu hizmetler yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığı gözetildiğinde, işarette geniş bir yer kaplayan ve göze çarpan renklerle yazılmış olan “...” ibaresinin esas unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Somut uyuşmazlık, taraf markalarında esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin varlığının, markaları birbirleriyle benzer kılmaya yetip yetmediği hususunda toplanmaktadır. Zira; bu ibarelerin ilk iki harfi ortaktır ve bu harfler dışında sadece tek bir harf ihtiva etmektedirler. Aralarında bir/birkaç harf değişikliği olan sözcüklerin esas unsur olarak kullanıldığı markalar arasında benzerlik olduğu hususunda Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş içtihatları vardır. Ayrıca; ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte ise, yani tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadır. ANCAK; ilk iki harfi ortak olacak şekilde türetilebilecek, yani “-te” harfleriyle başlayan sonsuz sayıda kelimenin “benzer” olduğu yönünde bir değerlendirme yapmak mümkün görülmemektedir. Nitekim, yerleşik içtihatlara göre de; markaların benzerliğinin belirlenmesinde, benzer oldukları iddia edilen kelime unsurlarında bulunan harf sayısı azaldıkça kelimenin ortalama tüketici tarafından bütüncül olarak algılanması ihtimalinin arttığını, bu sebeple kısa kelimelerdeki farklılıkların genel izlenimin farklı algılanmasına neden olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca; gerek “...”, gerekse “...” ibarelerinin, Türkçe’de veya yaygın olarak bilinen dillerden yerleşik birer anlamı yoktur; dolayısıyla bu ibarelerin markasal hüviyette ayırt edicilikleri yüksektir ve tüketici zihninde yarattıkları ilk algının yakınlaştığından bahsedilmeyeceği; neticede, taraf markalarının esas unsurlarının başlangıç kısımlarındaki iki harfin ortak olmasının, markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzer olarak nitelendirmeye yetmediği değerlendirilmiştir.
Davacının muhtelif markaları, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen hizmetlerin birebir aynıları yönünden tescillidir. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır.
Davalının markasının kapsamına giren, gayrimenkuller ile ilintili hizmetlerin, alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan hizmetler olmadığı fiili gerçeği gözetildiğinde, tüketicilerin bu hizmetleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/ dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; değerlendirilen taraf markaların esas unsuru olan “...” ve “...” ibarelerinin başlangıç kısmındaki iki harfin ortaklığından hareketle, markaların genel görünümleri/okunuşları/algılanışları itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediğinin söylenemeyeceği; bu durumun, davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının dava konusu edilen “...” ibaresini ihtiva eden bütünleşik markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Markalardaki bu farklılıkların, her ne kadar markalar aynı/benzer/ türdeş emtialarda kullanılacak ise, bu emtiaların hitap ettiği alıcı kitlesinin dikkat/özen/algı seviyesi düşük olmadığından ve markalar da benzemediğinden, ilgili tüketicilerin/alıcıların bu markalar altında sunulan hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin/alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünmeyecekleri; neticede, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığından, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Somut olayda, her şeyden önce, taraf markaları benzer olmadığından , davacının markasının ilgili sektörde tanınmış olduğu kabul edilse dahi, tanınmış markanın bir benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması somut olayda söz konusu olmayacağından ve davacı da dava/itiraz dosyalarına aksi yönde bir delil sunmadığından, davalının markasını tescil ettirmesi ve kullanması sonucunda haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi ya da tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarından birinin gerçekleşme ihtimalinin olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca; davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı...li markalarının tanınmışlığına dair davacı tarafından dava/... marka işlem dosyasına yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte belge/delil sunulmadığından, bu markanın dava konusu edilen markanın tescili kapsamına alınmak istenilen gayrimenkuller ile ilintili hizmetlerin hitap ettiği sektörde/piyasada bilinirliği, bu markalara yapılan yatırımlar, bu markaların piyasa payı/değeri, dava/itiraz dosyası içeriğindeki belge ve delillerden anlaşılamadığından, bu markaların, bankacılık sektörü dışında da “tanınmış” olduğunun söylenmeyeceği; neticede, somut olayda, davacının markasının “tanınmışlık” iddialarının, davalının ....sayılı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Hukukumuzda “kötü niyet” tanımlanmamıştır. Buna karşın kavramı izah için özellikle de sübjektif olgunun tespiti için iyi niyete başvurulmaktadır. İyi niyete sadece bir hüküm olarak değil, özel hukuka yön veren bir ilke anlamında Medeni Kanun m. 3’te yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. İyi niyet ve kötü niyet bir madalyonun iki yüzü gibi olduğundan kötü niyetin tanımını yapabilmek için öncelikle iyi niyetin ortaya konması yararlı olacaktır. İyi niyet, bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen herhangi bir hususun hakkı kazanacak olan kimse tarafından bilinmemesi demektir. O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.
Somut olaya bakıldığında; davalının ...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, bu markada geçen ...” ibaresi/kısaltması, davalı şahsın isminin ve soy isminin baş harflerinden oluştuğundan ve zaten de somut olayda değerlendirilen taraf işaretlerin de birbirlerine benzemediğinden, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Değerlendirilen taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, davacının muhtelif markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu dorultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şahıs kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2025
Kâtip Hâkim .....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Son alınma: 06.11.2026 15:51 · İnceleme: doğrulandı · Yayın: 06.11.2026
Metin, kaynağın PDF/HTML dosyasının değişmez kopyası değil; kaynak bağlantısı üzerinden doğrulanması gereken metin aktarımıdır.
Kararı veren kurum: Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi. Kararın sadeleştirilmiş özeti ve açıklamalarının yayıncısı MRHUKUK Hukuk Editörlüğüdür; bu açıklamalar resmî karar metninin yerine geçmez.
Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.
Benzer bir durum mu yaşıyorsunuz?
Olayı kendi cümlelerinizle yazın; doğrulanmış Yargıtay kararları arasında anlamına göre arayalım.
Avukata danışın
Uzman hukukçularımıza danışın
Adınızı ve bulunduğunuz yeri bırakın; bölgenizdeki bir avukat veya hukuk bürosu sizinle iletişime geçsin.
Talep göndermek ücretsizdir; avukatlık ücreti avukatla aranızda belirlenir.
Bilgileriniz yalnızca talebinizin atandığı avukat veya büroyla paylaşılır.
Çerez tercihiniz
MRHUKUK, sitenin güvenli çalışması için zorunlu çerezler kullanır. İzin verirseniz hangi sayfaların ziyaret edildiğini ve sitenin nasıl kullanıldığını anlamak için Google Analytics analiz çerezlerini de kullanırız. Reklam çerezi kullanmıyoruz ve arama metinleriniz Google'a gönderilmez. Ayrıntılar için KVKK aydınlatma metni.