Doğrulanmış emsal kaydı · İlk derece mahkemesi

Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/233 E., 2025/9 K.

Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi · E. 2024/233 · K. 2025/9 · 15.01.2025

Ticaret Hukuku İlk derece mahkemesiKesinleşmedi

Bu bir ilk derece mahkemesi kararıdır; Yargıtay içtihadı gibi bağlayıcı değildir, benzer uyuşmazlıklarda yol gösterir.

Kısa özet

Marka ile ilgili yidk kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin konulu davada mahkeme davayı reddetti ve karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. İncelenen temel soru: başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı.

Bu özet karar metninden otomatik çıkarılmıştır; esas olan karar metnidir.

Vatandaş için açıklama

Bu bir marka ile ilgili yidk kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin davası. Davacı tarafın anlatımı özetle:

Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacının 50'den fazla ülkeye ihracat yapan, yurt içi ve yurt dışında sayısız bayi ve/veya servis ağına sahip olan yaklaşık 700 personel istihdam eden bir kuruluş olarak halihazırda Türkiye’nin en çok satılan elektrikli araç markasının üreticisi olduğunu, davacının “...” markasının ülke sınırlarının dışına taşarak dünyanın önde gelen elektrikli araç üretici markası haline geldiği…

Karşı taraf davanın reddini istemiş. Savunmanın özü:

Davalı ... vekili cevaplarında özetle; karıştırılma ihtimali incelemesinde işaret benzerliği ve mal/hizmet benzerliği arasında karşılıklı bir etkileşimin bulunması gerektiğinden hareketle, somut olayda taraf markalarının, dava konusu edilen markanın kapsamında kalan hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının söylenebileceğini, ayrıca davacının, ... nezdindeki itirazları esnasında dayanmadığı “tanınmı…

Mahkemenin cevapladığı temel soru: başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı.

Mahkeme kararında birden fazla sonuç var (davanın reddi ve karar verilmesine yer olmadığı); her biri farklı bir istem veya taraf içindir.

Mahkemenin gerekçesinden:

Dava konusu taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, değerlendirile…

Resmî kaynakta bu karar henüz kesinleşmemiş görünüyor; üst mahkemede değişebilir.

Avukat için özet

Künye
Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/233, K. 2025/9, T. 15.01.2025
Savunma
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; karıştırılma ihtimali incelemesinde işaret benzerliği ve mal/hizmet benzerliği arasında karşılıklı bir etkileşimin bulunması gerektiğinden hareketle, somut olayda taraf markalarının, dava konusu edilen markanın kapsamında kalan hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının söylenebileceğini, ayrıca davacının, ... nezdindeki itirazları esnasında dayanmadığı “tanınmı…
Uyuşmazlık
başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı
Gerekçe özü
“O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.”
“Somut olayda, davalının “....” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu edilen marka başv…”
“Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;”
“Dava konusu taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, değerlendirile…”
Hüküm
Davanın reddi, Karar verilmesine yer olmadığı — kesinleşmedi (kaynağa göre)
Pratik sonuç
Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; kesin olarak verilen kararlar bunun dışındadır.

Yargılama süreci

  1. •
    Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiDavanın reddi, Karar verilmesine yer olmadığı
    Davanın Reddine,

Uyuşmazlık ve gerekçe

Mahkemenin cevapladığı sorubaşvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı.
O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.
Somut olayda, davalının “....” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu edilen marka başv…
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, değerlendirile…
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının 2022/137109 sayılı "... otomotiv" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Dava konusu taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, değerlendirilen taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, hükümsüzlük talepli dava özelinde, davacının tanınmışlık iddiasının davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından hükmüne bir etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu dorultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Karar metninin tamamı

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/233 Esas - 2025/9 T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2024/233 Karar No : 2025/9 .... Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Dava Tarihi : 17/05/2024 Karar Tarihi : 15/01/2025 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 15/01/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacının 50'den fazla ülkeye ihracat yapan, yurt içi ve yurt dışında sayısız bayi ve/veya servis ağına sahip olan yaklaşık 700 personel istihdam eden bir kuruluş olarak halihazırda Türkiye’nin en çok satılan elektrikli araç markasının üreticisi olduğunu, davacının “...” markasının ülke sınırlarının dışına taşarak dünyanın önde gelen elektrikli araç üretici markası haline geldiğini, davacının bu geniş kapsamlı faaliyetlerinde kullandığı markasına dayalı olarak dava konusu edilen markanın tesciline karşı dosyaladığı itirazlarının davalı ... tarafından kısmen dahi reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunun ... tarafından da kabul edilmiş olduğunu, taraf markalarının esas unsurunun birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, ayrıca davalı firmanın markası tescil ettirmek istediği 35 ve 37. Sınıflara giren hizmetler yönünden davacının markalarının zaten tescilli olduğunu, taraf markaları aynı sektörlerde kullanılacak olduğundan davalının davacının markalarının itibarından haksız olarak yararlanma ihtimalinin yüksek olduğunu, aynı ve alakalı iş alanlarında “... MOTOR” ibareli bir hizmet ürünü var iken “... OTOMOTİV” ibareli aynı sektördeki ürün markasının varlığının tüketiciler nezdinde karışıklık yaratacağını, ayrıca davacının 2010 yılından beri aktif olarak kullandığı “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu ifade ederek, ... YİDK’nın 15/03/2024 tarih ve 2024/M-4578 sayılı kararının iptaline, 2022/137109 sayılı ve "... otomotiv" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevaplarında özetle; karıştırılma ihtimali incelemesinde işaret benzerliği ve mal/hizmet benzerliği arasında karşılıklı bir etkileşimin bulunması gerektiğinden hareketle, somut olayda taraf markalarının, dava konusu edilen markanın kapsamında kalan hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının söylenebileceğini, ayrıca davacının, ... nezdindeki itirazları esnasında dayanmadığı “tanınmışlık” iddialarına huzurdaki davada da dayanamayacağını, davacının davalının kötü niyetli olduğu hususundaki iddialarını da ispatlayamadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; öncelikle huzurdaki davanın YİDK kararının bildirim tarihinden itibaren 2 aylık süre içinde açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini, ayrıca davacının davalının kötü niyetli olduğu yönündeki iddialarının haksız olduğunu, davalının dava konusu edilen markayı kurumsallık kazanabilmek adına tescil ettirdiğini, davacının davasına mesnet aldığı markalarının davalının markasının kapsamında kalan hizmetler yönünden tescilli olmadığını, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kalmadığını, hal bu iken davacının huzurdaki davayı ikame etmesinde hukuki bir yarar bulunmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının 2022/137109 sayılı "... otomotiv" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu 2022/137109 sayılı "... otomotiv" ibareli marka için davalı tarafından 19/09/2022 tarihinde 35 ve 37.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının 2010/84512, 2012108765 ve 2020/140070 sayılı markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, davacı itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 24.03.2023 tarihli ve 230203419 sayılı kararı ile, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında, mesnet alınan tüm markalar yönünden kısmen kabul edilerek, davalının markasının kapsamından, 35. Sınıfa giren; “Otomobiller için perakende satış hizmetleri; kullanılmış (ikinci el) otomobillerin yer aldığı perakende mağaza satış hizmetleri; Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için direksiyonlar, jantlar. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Taşıtlar için tamponların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” ve 37. Sınıfa giren; “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri.”nin çıkartılmasına karar verildiği, davacının kısmen kabul kararına tekrar itirazda bulunduğu, ... ....sayılı kararı ile itirazın kısmen kabulüne nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının markaları, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma işaretlerdir; işaretlerin bir tanesinde uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresi, gri renkli büyük ve stilize harflerle yazılmış ve üst kısmına da “V” harfi bir çember içerisinde konuşlandırılmıştır. İşaretlerin diğerinde ise aynı stilize harflerle yazılmış “...” ibaresinin üst kısmına açık yeşil renkli, ortaları “V” harfi görünümünde olan paralel çizgilerden müteşekkil bir figür konuşlandırmıştır. Bu işaretlerde kullanılmış olan basit figürlerin işaretlere markasal hüviyette kattığı ayırt ediciliğin, kelime unsurundan daha düşük seviyede kaldığı değerlendirilmiştir, zira; böyle, basit şekil unsuru yanında büyük puntolarla/baskın özelliklerde yazılmış ve konuşlandırılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, renk ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Dolayısıyla, davacının markalarında “...” ibaresinin esas unsur olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu edilen marka da, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işarette siyah renkli bir zemin üzerine beyaz renklerle çizilmiş bir otomobil figürü konuşlandırılmış ve figürün alt kısmına da beyaz renkli düz yazım karakterindeki büyük harflerle “... OTOMOTİV” kelime öbeği yazılmıştır. Her ne kadar işaretteki figür unsurunun basit/alelade olduğu söylenemeyecek ise de, işaretin genel görünümü içerisinde kelime unsurlarının dikkat çekiciliğinin göz ardı edilemeyeceği, “otomotiv” ibaresinin bir cins isim olarak markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığı da gözetildiğinde, dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin esaslı bir unsur olduğunun söylenebileceği değerlendirilmiştir. Taraf markalarında esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ibaresinin ortaklığından hareketle, değerlendirilen taraf markaların görsel açıdan benzediği değerlendirilmiştir. Yerleşik içtihada göre; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacak olduklarından, davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması”nın ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da aynı sonucu vermektedir. Taraf markalarının esas unsuru olan bu ibarenin ayniyeti, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları fonetik açıdan benzer kılmaktadır. Taraf markalarına anlamsal açıdan bakıldığında; taraf markalarında esas unsur olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin günlük konuşma dilindeki anlamı; “sürekli aşağı yukarı gidip gelme, yürüme, dolaşma” şeklindedir. Kelimenin bu anlamı itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olup olmadığı irdelendiğinde; bu anlamı itibariyle kullanıldığı emtialarla doğrudan bir bağlantısının kurulamayacağı, markasal hüviyette “...” kelimesinin kullanılmasının “orijinal” bir niteliği taşıdığı, herkesin ilk anda aklına gelebilecek bir tercih olmadığı, kelimenin sözlük anlamından uzaklaştığı ve dolayısıyla markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, başka herhangi bir kelimeden daha zayıf/düşük olmadığı; dolayısıyla, ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve Yargıtay Kararları’nda yerleşmiş olan görüşün somut uyuşmazlıkla örtüşmediği, ancak bu kelimeyi esas unsur olarak ihtiva eden markaları gören tüketicilerin zihninde ilk planda oluşan algının ise yakın olduğu; neticede, somut olayda, değerlendirilen taraf işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği kanaatine varılmıştır. Davalının markasının kapsamında kalmış olan 35. Sınıftaki hizmetler yönünden davacının markaları tescilli değildir. Aynı şekilde; davacının markalarının tescilli olduğu, 37. Sınıfa giren ve kara/hava/deniz araçlarının bakımı, onarımı, idamesi ve akaryakıtlarıyla ilgili olan hizmetler ile davalının markasının kapsamında kalmış olan aynı sınıftaki farklı hizmetlerin birbirlerinden çok farklı alıcı çevrelerine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları gidermediği, son kullanıcılarının ve hedeflenen tüketici profillerinin farklı olduğu, hizmet sağlayıcılarının ve satış yerlerinin de farklı olduğu, birbirleri yerine ikame imkanları ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunmadığı gerçekleri gözetildiğinde, benzer markalar altında bu farklı hizmetlerin sunulduğunu gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmasının ihtimal dahilinde olmadığı; neticede, davalının dava konusu edilen markasının kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Somut olay açısından; davalının markasının kapsamında kalmış olan, 35 ve 37. Sınıflardaki hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/ seçicilik seviyesine bakıldığında; bu alıcıların söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği gerçekleri gözetildiğinde, söz konusu alıcı kitlesinin bu hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/ algı/ dikkat/ özen seviyesinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; değerlendirilen taraf markalarda “...” ibaresinin aynen geçiyor olmasının, davacının “...”lı markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalini doğurduğu ve markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan birbirine yaklaştırdığı değerlendirilmiştir. ANCAK; davacının markalarının tescilli olduğu emtialar ile davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin aynı/ benzer/ türdeş/ ilintili emtialar olarak nitelendirilemeyeceği, bu emtiaların birbirleriyle bağlantısı/alakası olmadığı, zaten de davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin de bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin düşük olmadığı, bu yüzden de söz konusu emtialarda “....”lı işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı; tüketicilerin/alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları ve her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünme ihtimallerinin olmadığı; davalının markasının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratmayacağı; neticede, somut olayda, taraf markaları arasında, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden, karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME: Davacının dava dosyasına sunduğu delillerden, davacının “....” elektrikli araç sektöründe mutad biçimde kullandığı anlaşılmakta ise de; bu nitelikte, nicelikte ve içerikte delilden, davacının “...” markasının, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan (taşıt sektöründen bir hayli uzak) hizmetlerin hitap ettiği sektörlerdeki bilinirliği, bu markaya ve markanın tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markanın piyasa payı anlaşılamadığından, bu markanın, taşımacılık sektöründe dahi “tanınmış” olduğunun söylenmeyeceği; ayrıca da davacı bu yöndeki “tanınmışlık” iddialarını ispat edebilse bile, somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının huzurdaki davaya konu markasının, davacının markasının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin olması gerekir. Davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimali olduğuna dair de, dava dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu gözetildiğinde, somut olayda, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın, kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden hükmüne bir etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır. DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME: Hukukumuzda “kötü niyet” tanımlanmamıştır. Buna karşın kavramı izah için özellikle de sübjektif olgunun tespiti için iyi niyete başvurulmaktadır. İyi niyete sadece bir hüküm olarak değil, özel hukuka yön veren bir ilke anlamında Medeni Kanun m. 3’te yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. İyi niyet ve kötü niyet bir madalyonun iki yüzü gibi olduğundan kötü niyetin tanımını yapabilmek için öncelikle iyi niyetin ortaya konması yararlı olacaktır. İyi niyet, bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen herhangi bir hususun hakkı kazanacak olan kimse tarafından bilinmemesi demektir. O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür. Somut olayda, davalının “....” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, değerlendirilen taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, hükümsüzlük talepli dava özelinde, davacının tanınmışlık iddiasının davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından hükmüne bir etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu dorultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2025 Kâtip .... ✍e-imzalıdır

Kaynak: emsal.uyap.gov.tr · Metin SHA256: c1af9545c5e31590359c3c4875deb6fd36ab72c8ffd164bd12d691f6b60a64eb

Son alınma: 06.11.2026 15:53 · İnceleme: doğrulandı · Yayın: 06.11.2026

Metin, kaynağın PDF/HTML dosyasının değişmez kopyası değil; kaynak bağlantısı üzerinden doğrulanması gereken metin aktarımıdır.

Kararı veren kurum: Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi. Kararın sadeleştirilmiş özeti ve açıklamalarının yayıncısı MRHUKUK Hukuk Editörlüğüdür; bu açıklamalar resmî karar metninin yerine geçmez.

Benzer kararlar ve sorular

Anlamca en yakın 5 karar

Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.

Benzer bir durum mu yaşıyorsunuz?

Olayı kendi cümlelerinizle yazın; doğrulanmış Yargıtay kararları arasında anlamına göre arayalım.

Avukata danışın

Uzman hukukçularımıza danışın

Adınızı ve bulunduğunuz yeri bırakın; bölgenizdeki bir avukat veya hukuk bürosu sizinle iletişime geçsin.

  • Talep göndermek ücretsizdir; avukatlık ücreti avukatla aranızda belirlenir.
  • Bilgileriniz yalnızca talebinizin atandığı avukat veya büroyla paylaşılır.