MRHUKUK
Doğrulanmış emsal kaydı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/14676 E., 2025/35 K. — kıdem tazminatı

Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi · E. 2024/14676 · K. 2025/35 · 06.01.2025

İş Hukuku Oy birliği Kıdem tazminatı

Kısa özet

Kıdem tazminatı talebiyle açılan davada ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş. Yargıtay kararı onadı; incelenen temel soru: davacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir.

Bu özet karar metninden otomatik çıkarılmıştır; esas olan karar metnidir.

Vatandaş için açıklama

Davacı bu davada kıdem tazminatı talep etmiş.

Karşı taraf davanın reddini istemiş.

İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş.

İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddederek ilk derece kararını yerinde bulmuş.

Bu karar davacı tarafından Yargıtay'a taşınmış.

Temyiz eden taraf özetle şunları ileri sürmüş: davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, işten çıkarma olmadığını, feshin 4857 sayılı Kanun'un 25/II hükmüne göre yapıldığını ve haklı olduğunu, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinin Demre Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazıldığını, iş mahkemesi sıfatıyla olarak belirtilmediğini, bu nedenle ısl… ve ıslah dilekçesinde faiz türü belirtilmediğinden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini.

Yargıtay'ın cevapladığı temel soru: davacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir.

Yargıtay kararı onamış; yani önceki kararı hukuka uygun bulmuş. Böylece önceki kararın sonucu geçerliliğini korur.

Yargıtay'ın gerekçesinden:

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görül…

Karar oy birliğiyle verilmiş.

Avukat için özet

Künye
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/14676, K. 2025/35, T. 06.01.2025
Künye
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/14676, K. 2025/35, T. 06.01.2025
Yargılama yolu
İlk derece: kısmen kabul · İstinaf: esastan ret · Temyiz eden: davacı
Talepler
kıdem tazminatı
Savunma
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, işten çıkarma işleminin söz konusu olmadığını, fesih işleminin 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 25/II hükmüne göre ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller çerçevesinde yapıldığını, faiz isteğinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz sebepleri
1. Davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, işten çıkarma olmadığını, feshin 4857 sayılı Kanun'un 25/II hükmüne göre yapıldığını ve haklı olduğunu,
2. Davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinin Demre Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazıldığını, iş mahkemesi sıfatıyla olarak belirtilmediğini, bu nedenle ıslah dilekçesindeki tüm taleplerin reddi gerektiğini,
3. Islah dilekçesinde faiz türü belirtilmediğinden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini,
4. Tazminat bedelinin fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Uyuşmazlık
davacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir
Mevzuat
4857 sayılı İş Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 371)
Gerekçe özü
“Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir.”
“Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.”
“Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görül…”
Hüküm
Onama — oy birliği

Yargılama süreci

  1. 1
    İlk derece mahkemesiDavayı kısmen kabul etti
    İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararı ile; toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
  2. 2
    Bölge adliye mahkemesi (istinaf)İstinaf başvurusunu esastan reddetti
    İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli kararı ile; istinaf dilekçesinde bildirilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan…
  3. ✓
    Yargıtay 9. Hukuk DairesiOnama
    Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Uyuşmazlık ve gerekçe

Yargıtay'ın cevapladığı sorudavacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir.
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görül…
3. Islah dilekçesinde faiz türü belirtilmediğinden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, 4. Tazminat bedelinin fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacı tarafından 24.06.2004 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığının ileri sürülmesi ve bu iddia Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile örtüşmesine rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalı işveren bünyesindeki çalışmasının 26.04.2004 tarihinde başladığının kabul edilmesinin hatalı olduğu, davacının son aylık ücretinin net 4.966,43 TL olduğunu ileri sürdüğü, Mahkemece davacının bildirdiği ücret miktarı esas alınarak kıdem tazminatı tavanı ile sınırlı olarak hesaplama yapılmak suretiyle hüküm kurulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçinin aylık ücretinin prime esas kazanç tutarı esas alınarak belirlenmesinin hatalı olduğu, davalı Belediyenin 14.03.2014 tarihli yazısında, davacının günlük yevmiyesnin 15.03.2014 tarihinden itibaren 65,00 TL olacağının ifade edildiği, aylık ücretin miktarının ispat yükünün davacıya ait olduğu da dikkate alınarak dosya kapsamındaki tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının kıdem tazminatına esas son ücretinin belirlenmesi gerektiği ve arabuluculuk ücreti ile ilgili hüküm kurulması gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Atıf yapılan mevzuat

  • 4857 sayılı İş Kanunu
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 371)

Karar metninin tamamı

9. Hukuk Dairesi 2024/14676 E. , 2025/35 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/245 E., 2023/270 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 24.06.2004 -26.03.2019 tarihleri arasında davalı Belediyeye ait işyerinde çalıştığını, son net ücretinin 4.966,43 TL olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, işten çıkarma işleminin söz konusu olmadığını, fesih işleminin 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 25/II hükmüne göre ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller çerçevesinde yapıldığını, faiz isteğinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararı ile; toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli kararı ile; istinaf dilekçesinde bildirilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacı tarafından 24.06.2004 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığının ileri sürülmesi ve bu iddia Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile örtüşmesine rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalı işveren bünyesindeki çalışmasının 26.04.2004 tarihinde başladığının kabul edilmesinin hatalı olduğu, davacının son aylık ücretinin net 4.966,43 TL olduğunu ileri sürdüğü, Mahkemece davacının bildirdiği ücret miktarı esas alınarak kıdem tazminatı tavanı ile sınırlı olarak hesaplama yapılmak suretiyle hüküm kurulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçinin aylık ücretinin prime esas kazanç tutarı esas alınarak belirlenmesinin hatalı olduğu, davalı Belediyenin 14.03.2014 tarihli yazısında, davacının günlük yevmiyesnin 15.03.2014 tarihinden itibaren 65,00 TL olacağının ifade edildiği, aylık ücretin miktarının ispat yükünün davacıya ait olduğu da dikkate alınarak dosya kapsamındaki tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının kıdem tazminatına esas son ücretinin belirlenmesi gerektiği ve arabuluculuk ücreti ile ilgili hüküm kurulması gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, Yargıtay bozma kararı doğrultusunda toplu iş sözleşmelerinin celp edildiği, 25.05.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamaların bozma öncesindeki rapordaki hesaplamalar ile aynı olduğu, bu hâliyle bilirkişi ek raporunun usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, işten çıkarma olmadığını, feshin 4857 sayılı Kanun'un 25/II hükmüne göre yapıldığını ve haklı olduğunu, 2. Davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinin Demre Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazıldığını, iş mahkemesi sıfatıyla olarak belirtilmediğini, bu nedenle ıslah dilekçesindeki tüm taleplerin reddi gerektiğini, 3. Islah dilekçesinde faiz türü belirtilmediğinden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, 4. Tazminat bedelinin fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, aylık ücretin miktarı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: karararama.yargitay.gov.tr · Metin SHA256: 91fb31a735d3570f3e4e56e4298ba6b7246a47f136c5e5dbf84c7ffcdc6ec265

Son alınma: 25.10.2026 07:27 · İnceleme: doğrulandı · Yayın: 29.10.2026

Metin, kaynağın PDF/HTML dosyasının değişmez kopyası değil; kaynak bağlantısı üzerinden doğrulanması gereken metin aktarımıdır.

Benzer kararlar ve sorular

Bu konuda sık sorulanlar · yayımlanmış kıdem tazminatı kararlarının sayımı

Anlamca en yakın 5 karar

Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.