Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3218 E., 2025/62 K.
Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi · E. 2024/3218 · K. 2025/62 · 07.01.2025
Genel HukukOy birliği
≡
Kısa özet
Davacı, ön alım hakkına dayalı olarak tapu iptali ve tescil istedi; ilk derece mahkemesi davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi de istinafı esastan reddetti. Yargıtay, deliller tam toplanmadan karar verildiği ve ayrıca dava değeri ile yargılama giderlerinin 4721 sayılı Kanun'un 734. maddesi dikkate alınmadan belirlendiği gerekçeleriyle kararı kaldırıp bozdu.
Bu özet yapay zekâ ile karar metninden sadeleştirilmiştir; esas olan karar metnidir.
☺Vatandaş için açıklama
Bu dava, bir taşınmazdaki payın satışı nedeniyle açılmış. Davacı, kendi ön alım hakkına (payı öncelikle satın alma hakkı) dayanarak, davalılara geçen hisselerin kendi adına tescilini istemiş.
Davalılar ise işlemin gerçek bir satış olmadığını, anne-çocuk arasında yapıldığını ve para alışverişi bulunmadığını söyleyerek davanın reddini istemiş.
İlk derece mahkemesi, işlem gerçekte satış değil bağışlama (karşılıksız verme) niteliğinde olduğu için davayı reddetmiş. Bölge adliye mahkemesi de tanık anlatımlarına dayanarak bu kararı uygun bulmuş ve istinafı (karara karşı üst inceleme başvurusu) esastan reddetmiş.
Yargıtay, dosyada davacı tarafın delilleri tam toplanmadan karar verildiğine dikkat çekti. Ayrıca dava değerinin ve yargılama giderlerinin, ön alım hakkına ilişkin kural (4721 sayılı Kanun'un 734. maddesi) gözetilmeden belirlendiğini söyledi. Bu nedenle önceki kararı bozdu. Pratikte bu, dosyanın yeniden inceleneceği ve davanın henüz kesin olarak bitmediği anlamına gelir.
§Avukat için özet
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, dava konusu işlemi gerçek satış değil miras paylaşımı amacıyla bağışlama olarak değerlendirerek davayı reddetmiş; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ise istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Temyizde davacı vekili; satış bedeline ilişkin araştırma yapılmadığını, tanık beyanlarına dayanılmasının hatalı olduğunu, muvazaa iddiası ile davanın reddi halinde nispi vekalet ücreti ve dava değerinin belirlenmesinin de yanlış olduğunu ileri sürmüştür. Uyuşmazlık bakımından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 734 ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.03.1957 tarihli, 1956/12 E., 1957/2 K. sayılı kararı tartışılmıştır.
Daire, içtihadı birleştirme kararının ön alım hakkının yalnız gerçek ve geçerli satışlarda kullanılabileceğini, şeklen satış görünse de gerçekte bağış veya miras hukukuna bağlı amaçlar varsa şufa hakkının doğmayacağını; ancak bunun ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda davalılar bu yönde savunma yapıp tanık ve vekaletname sunmuş olmakla birlikte, davacı tarafın delilleri toplanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasını bozma sebebi saymıştır. Kabule göre de, davacının işlemin gerçekte bağış olduğunu bilip bilmediği araştırılmadan yargılama giderlerine hükmedilmesi ve dava değerinin m. 734 gözetilerek belirlenmemesi isabetsiz bulunmuştur.
Hükümde, bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece kararı bozulmuş; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Künye
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3218, K. 2025/62, T. 07.01.2025
İlgili mahkemeler
Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yargılama yolu
İlk derece: ret · İstinaf: esastan ret · Temyiz eden: davacı
Savunma
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu temlik işleminin anne ve çocukları arasında yapıldığını, gerçek bir satış olmadığını, işlemin tarafları arasında herhangi bir para aktarımı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık
ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 734)
Gerekçe özü
“Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dinlenen davacı tanığı beyanları doğrultusunda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın delilleri toplanmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.”
“Kabule göre de; davacının tapuda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğunu bilip bilmediği yönünde araştırma yapılarak yargılama giderlerine bunun sonucuna göre hükmedilmemesi ve dava değerinin 4721 sayılı Kanunun 734 üncü maddesi göz ardı edilerek belirlenmesi de doğru değildir.”
Hüküm
Kaldırma (bölge adliye mahkemesi kararı), Bozma — oy birliği
Pratik sonuç
Dosya kararı veren mahkemeye döner; mahkeme bozmaya uyarak yeniden karar verir ya da gerekçesini göstererek önceki kararında direnebilir.
→Yargılama süreci
1
İlk derece mahkemesiDavayı reddetti
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu işlemin gerçek bir satış olmayıp miras paylaşımı amacıyla yapılan bağışlama olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalılar lehine takdir edilen 60.911,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
2
Bölge adliye mahkemesi (istinaf)İstinaf başvurusunu esastan reddetti
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki işlemin gerçek bir satış olmadığını dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı, davacı vekilinin bütün istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvu…
↺
Yargıtay 7. Hukuk DairesiBozma
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
?Uyuşmazlık ve gerekçe
Yargıtay'ın cevapladığı soruön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dinlenen davacı tanığı beyanları doğrultusunda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın delilleri toplanmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davacının tapuda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğunu bilip bilmediği yönünde araştırma yapılarak yargılama giderlerine bunun sonucuna göre hükmedilmemesi ve dava değerinin 4721 sayılı Kanunun 734 üncü maddesi göz ardı edilerek belirlenmesi de doğru değildir.
c.Tapu sicilinde satış olarak gösterilen işleme güvenilerek açılan davada işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi nedeniyle taşınmaz değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurduğunu, d.Depo edilen bedelin teminat mektubu ile değiştirilmesi talebinin reddedilmesinin yanlış olduğunu belirterek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Davacının, ön alım hakkına dayalı olarak açtığı eldeki davada, davalılar, tapuda satış şeklinde gösterilen işlemin gerçekte bağış olduğunu, kendilerine payını devreden kişinin anneleri olduğunu, bu nedenle ön alım hakkının kullanılmayacağını savunmuşlar, bu konuda tanık dinletmiş ve vekaletname sunmuşlardır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dinlenen davacı tanığı beyanları doğrultusunda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın delilleri toplanmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Atıf yapılan mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 734)
¶Karar metninin tamamı
7. Hukuk Dairesi 2024/3218 E. , 2025/62 K.
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/791 E., 2024/859 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/217 E., 2021/127 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 126 ada 361 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 4 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerde 23.07.2020 tarihli satış işlemiyle davalılara devredilen hisselerin ön alım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu temlik işleminin anne ve çocukları arasında yapıldığını, gerçek bir satış olmadığını, işlemin tarafları arasında herhangi bir para aktarımı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu işlemin gerçek bir satış olmayıp miras paylaşımı amacıyla yapılan bağışlama olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalılar lehine takdir edilen 60.911,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki işlemin gerçek bir satış olmadığını dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı, davacı vekilinin bütün istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Satıcı ile alıcılar arasında para alış verişi olup olmadığı hususunda talepleri doğrultusunda araştırma yapılmayarak eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini,
b.Aynı menfaat çatısı altında birleşen kişilerin tanıklığına dayalı karar verilmesinin hatalı olduğunu ayrıca kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağını,
c.Tapu sicilinde satış olarak gösterilen işleme güvenilerek açılan davada işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi nedeniyle taşınmaz değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurduğunu,
d.Depo edilen bedelin teminat mektubu ile değiştirilmesi talebinin reddedilmesinin yanlış olduğunu belirterek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.03.1957 tarihli ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı kararının sonuç kısmında, "Müşterek mülkün hissedarı, hissesini kan ve kocaya evlada veyahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akti bulunsa hile hakikatte satıştan gayri miras hukukuna müteferri maksatların veya hibe gibi mülahazaların hakim olduğu ahvalde Medeni Kanunun hakiki satışlarda kabul eylediği şufa hakkının cereyan etmeyeceğine" ifadesi yer almaktadır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.03.1957 tarihli ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları içerisinde yer alan ön alım hakkının gerçek ve geçerli satışlar için kullanılacağı öngörülmüştür. Haricen satış şekli bulunsa dahi akdin gerçek maksadı satış olmadığı halde satış hakkındaki hükümlerin bu gibi olaylara teşmil ve tatbik etmek hem yasa koyucunun maksadına, hem de esas hukuk prensiplerine aykırı olur. Sözü geçen içtihadı birleştirme kararında da müşterek mülkün hissedarı hissesini şeklen satış akdi bulunsa bile gerçekte satıştan başka miras hukukuna bağlı amaçların ve bağış gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun gerçek satışlar için kabul ettiği ön alım hakkının kullanılamayacağı ilkesini benimsemiştir ve bu gibi hallerde dalıya ispat hakkı tanımıştır. Başka bir ifadeyle, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı mutlak olarak yapılan işlemin bağış olduğuna ilişkin olmayıp bunun ispat edilmesi halinde, ön alım hakkının kullanılamayacağına dairdir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacının, ön alım hakkına dayalı olarak açtığı eldeki davada, davalılar, tapuda satış şeklinde gösterilen işlemin gerçekte bağış olduğunu, kendilerine payını devreden kişinin anneleri olduğunu, bu nedenle ön alım hakkının kullanılmayacağını savunmuşlar, bu konuda tanık dinletmiş ve vekaletname sunmuşlardır.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dinlenen davacı tanığı beyanları doğrultusunda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın delilleri toplanmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davacının tapuda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğunu bilip bilmediği yönünde araştırma yapılarak yargılama giderlerine bunun sonucuna göre hükmedilmemesi ve dava değerinin 4721 sayılı Kanunun 734 üncü maddesi göz ardı edilerek belirlenmesi de doğru değildir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 28.000,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.