MRHUKUK
Emsal ara
Büro / avukat girişi
Doğrulanmış emsal kaydı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/965 E., 2025/80 K.

Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/965 · K. 2025/80 · 07.01.2025

Genel Hukuk Oy birliği

Kısa özet

Bu davada ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş. Yargıtay kararı onadı.

Bu özet karar metninden otomatik çıkarılmıştır; esas olan karar metnidir.

Vatandaş için açıklama

Dava şu taleple açılmış:

Davacı vekili; davalı ...

Karşı taraf davanın reddini istemiş; özellikle zamanaşımı itirazında bulunmuş.

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş.

İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddederek ilk derece kararını yerinde bulmuş.

Bu karar davacı tarafından Yargıtay'a taşınmış.

Yargıtay kararı onamış; yani önceki kararı hukuka uygun bulmuş. Böylece önceki kararın sonucu geçerliliğini korur.

Yargıtay'ın gerekçesinden:

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda açıklanan nedenlere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

Karar oy birliğiyle verilmiş.

Avukat için özet

Künye
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/965, K. 2025/80, T. 07.01.2025
İlgili mahkemeler
Konya 2. Tüketici Mahkemesi
Yargılama yolu
İlk derece: ret · İstinaf: esastan ret · Temyiz eden: davacı
Savunma
Davalı vekili; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olmadığını, munzam zararın kusura dayalı bir alacak olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, tarafı olmadığı sözleşmeden sorumlu tutulmak istendiğini, müvekkili Belediyenin sadece güven teorisi gereği sözleşme kapsamında ödenen bedel yönünden sorumlu tutulması gerektiğini, zarar yönünden sadece sözleşmenin tarafı olan ...'ın sorumlu olduğunu, munzam zarardan söz…
Mevzuat
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m. 22); 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Gerekçe özü
“" hükmü düzenlenmiştir.”
“Dava dosyasının incelenmesinde; mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatlanamadığı, davacının zararı azaltma külfetinin bulunduğu, açılan davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, diğer dosyaların bekletici mesele yapılmasına rıza gösterildiği, ıslah hakkının pilot dosyaların Yargıtay'dan geçtikten sonra kullanıldığı, davacının görevli olmayan mahkemeye dava açarak yargılamanın gecikmesine kısmen kendisinin…”
“Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı munzam zarara ilişkin kararı eldeki dava bakımından emsal niteliktedir.”
“Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda açıklanan nedenlere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.”
Hüküm
Onama (bölge adliye mahkemesi kararı) — oy birliği
Pratik sonuç
Hüküm onandı; temyiz edilen karar bu haliyle kesinleşir.

Yargılama süreci

  1. 1
    İlk derece mahkemesiDavayı reddetti
    İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatlanamadığı, munzam zararın varlığı kabul edilseydi dahi bu durumda davacının zararı azaltma külfetinin de bulunduğu, davacının açtığı önceki davanın kısmi dava niteliğinde olduğu yine davacının kendi beyanıyla o dönemde emsal nitelikte bulunan dosyalarla ilgili pilot karar verilmesinin tal…
  2. 2
    Bölge adliye mahkemesi (istinaf)İstinaf başvurusunu esastan reddetti
    Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; temerrüt tarihi olan 30.09.2011 tarihinden ödeme tarihine kadar olan dönem için aynı ilamda belirlenen yasal faizle karşılanmayan ve ancak ispat edilebilen somut zararların istenebilecek olmasına ve 30.09.2011 tarihinden öncesi için temerrüt oluşmadığı için munzam zarar talebinin mümkün olmamasına göre; mevcut delillerin takdirinin ve ya…
  3. ✓
    Yargıtay 3. Hukuk DairesiOnama
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Uyuşmazlık ve gerekçe

" hükmü düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatlanamadığı, davacının zararı azaltma külfetinin bulunduğu, açılan davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, diğer dosyaların bekletici mesele yapılmasına rıza gösterildiği, ıslah hakkının pilot dosyaların Yargıtay'dan geçtikten sonra kullanıldığı, davacının görevli olmayan mahkemeye dava açarak yargılamanın gecikmesine kısmen kendisinin…
Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı munzam zarara ilişkin kararı eldeki dava bakımından emsal niteliktedir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda açıklanan nedenlere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Davalı vekili; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olmadığını, munzam zararın kusura dayalı bir alacak olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, tarafı olmadığı sözleşmeden sorumlu tutulmak istendiğini, müvekkili Belediyenin sadece güven teorisi gereği sözleşme kapsamında ödenen bedel yönünden sorumlu tutulması gerektiğini, zarar yönünden sadece sözleşmenin tarafı olan ...'ın sorumlu olduğunu, munzam zarardan söz edebilmek için öncelikle taraflar arasında borç-alacak ilişkisinin olması gerektiğini, sözleşmeye dayalı herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Hukuk Dairesi 2024/965 E. , 2025/80 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Tüketici Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Atıf yapılan mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m. 22)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Karar metninin tamamı

3. Hukuk Dairesi 2024/965 E. , 2025/80 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1201 E., 2023/1577 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/840 E., 2023/178 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ... Belediyesi ile dava dışı ... ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (...) arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılacak olan Gedavat Konutları isimli projeden dava dışı yüklenici ile yaptığı satış sözleşmesi uyarınca daire satın aldığını, ancak dairenin teslim edilmemesi üzerine açılan davada Mahkemece satış sözleşmesinin feshine, 113.000,00 TL ödenen bedelin tahsiline karar verilmiş olup, ilamın icraya konulduğunu, 05.07.2022 tarihinde tahsil edildiğini, davalının temerrüte düştüğü 17.08.2011 tarihinden ödeme tarihi arasında geçen 11 yılda paranın alım gücünde afaki değer kaybı yaşandığını, bu nedenle yasal faizle karşılanamayan munzam zararının tespiti ile şimdilik 40.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olmadığını, munzam zararın kusura dayalı bir alacak olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, tarafı olmadığı sözleşmeden sorumlu tutulmak istendiğini, müvekkili Belediyenin sadece güven teorisi gereği sözleşme kapsamında ödenen bedel yönünden sorumlu tutulması gerektiğini, zarar yönünden sadece sözleşmenin tarafı olan ...'ın sorumlu olduğunu, munzam zarardan söz edebilmek için öncelikle taraflar arasında borç-alacak ilişkisinin olması gerektiğini, sözleşmeye dayalı herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatlanamadığı, munzam zararın varlığı kabul edilseydi dahi bu durumda davacının zararı azaltma külfetinin de bulunduğu, davacının açtığı önceki davanın kısmi dava niteliğinde olduğu yine davacının kendi beyanıyla o dönemde emsal nitelikte bulunan dosyalarla ilgili pilot karar verilmesinin talep edilerek diğer dosyaların bekletici mesele yapılmasına rıza gösterildiği, ıslah hakkının pilot dosyaların Yargıtay'dan geçtikten sonra kullanıldığı, hatta dosyanın duruşmadan çekilmesinin talep edildiği, davacının bu beyanları ile eldeki davada munzam zarar talep etmesinin çelişkili olduğu, davacının önceki davayı görevli olmayan mahkemeye açarak yine yargılamanın gecikmesine kısmen kendisinin sebebiyet verdiği, davalı Belediyenin alıcı ile ... şirketi arasında yapılan satım sözleşmesinin tarafı olmadığı, her ne kadar davalı ... güven sorumluluğu kapsamında ödenen bedelin iadesi ile sorumlu tutulmuş ise de bu sorumluluğun oldukça sınırlı tutulması gereken bir sorumluluk olduğu, güven sorumluluğu gereğince sözleşmenin tarafı olmayan 3. kişiden yani davalıdan ancak menfi zararın tazmininin istenebileceği, sadece davacının ödemiş olduğu miktardan sorumlu tutulması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; temerrüt tarihi olan 30.09.2011 tarihinden ödeme tarihine kadar olan dönem için aynı ilamda belirlenen yasal faizle karşılanmayan ve ancak ispat edilebilen somut zararların istenebilecek olmasına ve 30.09.2011 tarihinden öncesi için temerrüt oluşmadığı için munzam zarar talebinin mümkün olmamasına göre; mevcut delillerin takdirinin ve yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; gerekçenin dayanaksız ve yetersiz olduğunu, dava dilekçelerinde munzam zararın somutlaştırıldığını, müvekkilinin konut ihtiyacını karşılamak üzere daire satın aldığını, temerrüt tarihinde ödeme yapılmış olsa idi yine emsal bir daire alabileceğini, fiili ödeme tarihinde daire almasının artık mümkün olmadığını, dolayısıyla munzam zararın sadece paranın alım gücündeki azalmadan kaynaklanmadığı vs. hususlarının açıkça belirtildiğini, munzam zarara ilişkin sair tüm değerlendirmeler ve kusur değerlendirmesinde hata yapıldığını, buradaki kusurun temerrüde düşmeye ilişkin olup başkaca kusur araştırılmasına da gerek bulunmadığını, yargılamanın uzun sürmesine ilişkin değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, zira davalının temerrüdün gerçekleşmesinden sonra her zaman ödemeyi yaparak temerrüdün sonuçlarını ortadan kaldırabilecek iken bunu yapmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,yasal faizle karşılanmayan munzam zarar tazminatı istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Aşkın Zarar" başlıklı 22. maddesinde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. " hükmü düzenlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinde; mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatlanamadığı, davacının zararı azaltma külfetinin bulunduğu, açılan davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, diğer dosyaların bekletici mesele yapılmasına rıza gösterildiği, ıslah hakkının pilot dosyaların Yargıtay'dan geçtikten sonra kullanıldığı, davacının görevli olmayan mahkemeye dava açarak yargılamanın gecikmesine kısmen kendisinin sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı munzam zarara ilişkin kararı eldeki dava bakımından emsal niteliktedir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda açıklanan nedenlere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kaynak: karararama.yargitay.gov.tr · Metin SHA256: 033901039e0ec7a8dccb1fbd4505379f1d5a206a5d9455e1a362d72eef7f3033

Son alınma: 31.10.2026 14:05 · İnceleme: doğrulandı · Yayın: 31.10.2026

Metin, kaynağın PDF/HTML dosyasının değişmez kopyası değil; kaynak bağlantısı üzerinden doğrulanması gereken metin aktarımıdır.

Benzer kararlar ve sorular

Anlamca en yakın 5 karar

Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.

Benzer bir durum mu yaşıyorsunuz?

Olayı kendi cümlelerinizle yazın; doğrulanmış Yargıtay kararları arasında anlamına göre arayalım.