Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/16431 E., 2025/113 K.
Yargıtay · 10. Ceza Dairesi · E. 2023/16431 · K. 2025/113 · 07.01.2025
Ceza HukukuOy birliği
≡
Kısa özet
Sanık hakkında uyuşturucu kullanmak için madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet yerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve öncesinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi sürecindeki usul hatası tartışıldı. İlk mahkeme kararı kesinleşmiş sayılıp devam edilmişti; Yargıtay, kanun yolu süresi yanlış gösterildiği için erteleme kararının usulüne uygun kesinleşmediğini belirterek kararı kanun yararına bozdu.
Bu özet yapay zekâ ile karar metninden sadeleştirilmiştir; esas olan karar metnidir.
☺Vatandaş için açıklama
Bu dosyada, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin bir yargılama var. Savcılık, önce ceza davası açmak yerine kamu davasının açılmasını ertelemiş (yani belli süre dava açmama kararı vermiş) ve buna bağlı olarak tedavi ile denetimli serbestlik tedbiri (kişinin denetim altında tutulması ve gerekirse tedaviye yönlendirilmesi) uygulanmış.
Sonradan kişinin yeniden aynı türde eylemde bulunduğu kabul edilince dava açılmış. İlk derece mahkemesi de ceza verip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (verilen cezanın belirli şartlarla hemen uygulanmaması) karar vermiş.
Yargıtay ise esas olarak şuna baktı: Erteleme kararında kanun yoluna başvuru süresi yanlışlıkla 15 gün yerine 7 gün olarak gösterilmişti. Yargıtay’a göre bu yanlış bildirim, kişinin usulüne uygun şekilde bilgilendirilmediği anlamına gelir. Bu yüzden erteleme kararı kesinleşmiş sayılmaz; dolayısıyla o karara dayanılarak sonraki işlem yapılamaz.
Bu nedenle Yargıtay, alt mahkemenin kararını kanun yararına bozdu. Karar oy birliğiyle verildi.
§Avukat için özet
Dosya, kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay 10. Ceza Dairesi önüne gelmiştir. Uyuşmazlık, 5237 sayılı TCK m. 191/2 kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve m. 191/3 kapsamındaki tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği; buna bağlı olarak sonraki ceza yargılamasında kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.
Daire, 6545 sayılı Kanun’la değişik TCK m. 191 rejimi ile Anayasa m. 40 ve CMK m. 171-173 hükümlerini birlikte değerlendirmiştir. Gerekçede, erteleme kararının ve buna bağlı tedbir kararının şüpheliye tebliğ edilmesi, kanun yolu, merci, süre ve sürenin başlangıcının ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda tebliğ edilen kararda itiraz süresi “7 gün” olarak gösterildiğinden, usulüne uygun bir kanun yolu bildirimi yapıldığı ve kararın kesinleştiği kabul edilmemiştir. Bu nedenle tedbir infazına başlanması ve beş yıllık erteleme süresinin işlemeye başlaması da hukuken mümkün görülmemiştir.
Daire, bu nedenle ihlal kabul edilen 10.01.2020 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden söz edilemeyeceğini; mahkemece CMK m. 223/8 ikinci cümle uyarınca “durma” kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulduğunu belirtmiştir. Sonuçta, CMK m. 309/3 uyarınca kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş; 17.09.2020 tarihli mahkûmiyet kararı oy birliğiyle bozulmuş ve dosya gereği yapılmak üzere gönderilmiştir.
Künye
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/16431, K. 2025/113, T. 07.01.2025
Mevzuat
6545 sayılı Kanun; 7499 sayılı Kanun
Gerekçe özü
“"kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin”
“kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl kabul edilen 10.01.2020 tarihli eylem…”
“Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh…”
“Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.”
Hüküm
Bozma — oy birliği
Pratik sonuç
Dosya kararı veren mahkemeye döner; mahkeme bozmaya uyarak yeniden karar verir ya da gerekçesini göstererek önceki kararında direnebilir.
→Yargılama süreci
↺
Yargıtay 10. Ceza DairesiBozma
Didim (Yenihisar) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2020/254 Esas, 2020/324 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
?Uyuşmazlık ve gerekçe
"kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin
kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl kabul edilen 10.01.2020 tarihli eylem…
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh…
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 94660652-105-09-13353-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90836 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90836 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Didim (Yenihisar) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2020/254 Esas, 2020/324 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Atıf yapılan mevzuat
6545 sayılı Kanun
7499 sayılı Kanun
¶Karar metninin tamamı
10. Ceza Dairesi 2023/16431 E. , 2025/113 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/254 E., 2020/324 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Didim (Yenihisar) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi ve 8. fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 25.09.2020 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 94660652-105-09-13353-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90836 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90836 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve aynı Dairenin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği nazara alındığında,Şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 13/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, söz konusu kararda itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmesi suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir kanun yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve bu sebeple kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 12.11.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Didim (Yenihisar) Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2018 tarihli ve 2018/7764 Soruşturma, 2018/82 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya
da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın, şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin 10.01.2020 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Didim (Yenihisar) Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2020 tarihli ve 2018/7764 Soruşturma, 2020/438 Esas, 2020/437 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. Didim (Yenihisar) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.09.2020 tarihli ve 2020/254 Esas, 2020/324 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi ve 8. fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Dosya kapsamına göre;
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Didim (Yenihisar) Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, kararda, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin
kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl kabul edilen 10.01.2020 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Didim (Yenihisar) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2020/254 Esas, 2020/324 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.01.2025 tarihinde karar verildi.
Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.
Benzer bir durum mu yaşıyorsunuz?
Olayı kendi cümlelerinizle yazın; doğrulanmış Yargıtay kararları arasında anlamına göre arayalım.
Çerez tercihiniz
MRHUKUK, sitenin güvenli çalışması için zorunlu çerezler kullanır. İzin verirseniz hangi sayfaların ziyaret edildiğini ve sitenin nasıl kullanıldığını anlamak için Google Analytics analiz çerezlerini de kullanırız. Reklam çerezi kullanmıyoruz ve arama metinleriniz Google'a gönderilmez. Ayrıntılar için KVKK aydınlatma metni.