Doğrulanmış emsal kaydı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5790 E., 2025/43 K. — itirazın iptali

Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/5790 · K. 2025/43 · 13.01.2025

Ticaret Hukuku Oy birliği İtirazın iptali

Kısa özet

İtirazın iptali talebiyle açılan davada karar Yargıtay'a taşınmış. Yargıtay kararı onadı; incelenen temel soru: davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.

Bu özet karar metninden otomatik çıkarılmıştır; esas olan karar metnidir.

Vatandaş için açıklama

Davacı bu davada itirazın iptali talep etmiş.

Karşı taraf davanın reddini istemiş; özellikle zamanaşımı itirazında bulunmuş.

Yargıtay'ın cevapladığı temel soru: davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.

Yargıtay kararı onamış; yani önceki kararı hukuka uygun bulmuş. Böylece önceki kararın sonucu geçerliliğini korur.

Yargıtay'ın gerekçesinden:

Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Karar oy birliğiyle verilmiş.

Avukat için özet

Künye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5790, K. 2025/43, T. 13.01.2025
İlgili mahkemeler
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Talepler
itirazın iptali
Savunma
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 08.01.2015 tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin ortaklığından hisselerini devrederek ayrıldığını, müvekkilinin ortak olduğu dönemde 2004, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında şirketin 4 adet genel kredi sözleşmesi imzalayarak kredi kullandığını, müvekkilinin sadece 2004 ve 2011 yılında imzalanan kredi sözleşmelerinde kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğunu ve bu kredilerin…
Uyuşmazlık
davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir
Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Gerekçe özü
“Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.”
Hüküm
Onama — oy birliği
Pratik sonuç
Hüküm onandı; temyiz edilen karar bu haliyle kesinleşir.

Yargılama süreci

  1. ✓
    Yargıtay 11. Hukuk DairesiOnama
    Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 13.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirli…

Uyuşmazlık ve gerekçe

Yargıtay'ın cevapladığı sorudavalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Uyuşmazlık, davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 13.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, uyuşmazlık esas itibariyle, takip konusu 31.08.2012 tarihli ve 29.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı borca ilişkin olup, davalının ise bu tarihlerden önce 14.04.2004 ve 15.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmelerine müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer alıp, kefil sıfatıyla imzasının olmadığı genel kredi sözleşmelerine ilişkin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, davacı banka vekili tarafından davalının imzasının olmadığı sözleşmelerin, davalı tarafından imzalanan sözleşmelerin devamı niteliğinde olduğu ve bu kredilerin sıfırlanmadığı ileri sürülmüşse de, takibe konu edilen sözleşmelerin bağımsız olarak tanzim edildiği, ilk sözleşmeye atıf içermediği gibi kefillerinin de başka kişiler olduğu, bu kapsamda asıl borçlu ve bankanın yeni bir sözleşme yapma iradelerinin bulunduğunun kabulünün gerekeceği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda, tüm sözleşmelerin, ödemelerin ayrıntılı olarak incelendiği, davalının kefil olarak imzasının bulunduğu kredilerin kapatıldığı, takibe konu kredilerin davalının imzasının bulunmadığı farklı krediler olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açıklayıcı olduğu, takip konusu kredi alacağından davalının sorumluğunun bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Atıf yapılan mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Karar metninin tamamı

11. Hukuk Dairesi 2024/5790 E. , 2025/43 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/801 Esas, 2024/1214 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/539 E., 2019/632 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı ... Pazarlama İnşaat Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, davalının kullandırılan kredinin tamamından sorumlu olduğunu, asıl borçlunun kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine asıl borçlu ve kefillerine gönderilen kat ihtarnamesi ile kredi sözleşmesinin kat edildiğini, yine borcun ödenmemesi üzerine giriştikleri icra takibine davalının asıl alacak ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 08.01.2015 tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin ortaklığından hisselerini devrederek ayrıldığını, müvekkilinin ortak olduğu dönemde 2004, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında şirketin 4 adet genel kredi sözleşmesi imzalayarak kredi kullandığını, müvekkilinin sadece 2004 ve 2011 yılında imzalanan kredi sözleşmelerinde kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğunu ve bu kredilerin tamamının da ödenerek kredi borçlarının bittiğini, takip ve dava konusu kredi alacağının zamanaşımına uğraması nedeniyle öncelikle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, takip ve dava konusu kredinin müvekkilinin imzalarının olduğu kredi sözleşmelerine dayanmadığını, 2012 ve 2013 yıllarında imzalanan sözleşmelerde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imzasının olmadığı sözleşmelerin önceki sözleşmelerden bağımsız nitelikte olduğunu savunarak davanın reddine ve kötü niyetli icra takibi yapan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, uyuşmazlık esas itibariyle, takip konusu 31.08.2012 tarihli ve 29.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı borca ilişkin olup, davalının ise bu tarihlerden önce 14.04.2004 ve 15.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmelerine müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer alıp, kefil sıfatıyla imzasının olmadığı genel kredi sözleşmelerine ilişkin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, davacı banka vekili tarafından davalının imzasının olmadığı sözleşmelerin, davalı tarafından imzalanan sözleşmelerin devamı niteliğinde olduğu ve bu kredilerin sıfırlanmadığı ileri sürülmüşse de, takibe konu edilen sözleşmelerin bağımsız olarak tanzim edildiği, ilk sözleşmeye atıf içermediği gibi kefillerinin de başka kişiler olduğu, bu kapsamda asıl borçlu ve bankanın yeni bir sözleşme yapma iradelerinin bulunduğunun kabulünün gerekeceği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda, tüm sözleşmelerin, ödemelerin ayrıntılı olarak incelendiği, davalının kefil olarak imzasının bulunduğu kredilerin kapatıldığı, takibe konu kredilerin davalının imzasının bulunmadığı farklı krediler olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açıklayıcı olduğu, takip konusu kredi alacağından davalının sorumluğunun bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. 2. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 13.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: karararama.yargitay.gov.tr · Metin SHA256: a523345337ac5872acaba0a99f611e71641c28f85d588273a5c82904816e4b93

Son alınma: 07.11.2026 09:39 · İnceleme: doğrulandı · Yayın: 07.11.2026

Metin, kaynağın PDF/HTML dosyasının değişmez kopyası değil; kaynak bağlantısı üzerinden doğrulanması gereken metin aktarımıdır.

Kararı veren kurum: T.C. Yargıtay Başkanlığı. Kararın sadeleştirilmiş özeti ve açıklamalarının yayıncısı MRHUKUK Hukuk Editörlüğüdür; bu açıklamalar resmî karar metninin yerine geçmez.

Benzer kararlar ve sorular

Bu konuda sık sorulanlar · yayımlanmış itirazın iptali kararlarının sayımı

Anlamca en yakın 5 karar

Bu sayfadaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir.

Benzer bir durum mu yaşıyorsunuz?

Olayı kendi cümlelerinizle yazın; doğrulanmış Yargıtay kararları arasında anlamına göre arayalım.

Avukata danışın

Uzman hukukçularımıza danışın

Adınızı ve bulunduğunuz yeri bırakın; bölgenizdeki bir avukat veya hukuk bürosu sizinle iletişime geçsin.

  • Talep göndermek ücretsizdir; avukatlık ücreti avukatla aranızda belirlenir.
  • Bilgileriniz yalnızca talebinizin atandığı avukat veya büroyla paylaşılır.